Her gece yarısı, el ayak çekildikten sonra
aralar penceremin tüllerini
duvarlarda dolaşır bir müddet,
demir kamçıya benzer lanetli nefesi.
koynuma girmeye meyleder
karşı koyamam mütecaviz tavrına
destursuz otururken yatağın başucuna
çırılçıplak ve savunmasızımdır ekseri.
Dur! diyemem, zorlasam da kendimi
ilişirken fütursuzca yılgın koyaklarıma
amansız bir sağanak başlar
yıkar geçer, zihnimin mabedini.
serkeştir lisan-ı hali
hüzün, anıların yedeğinde
acı bir gülümseyişle gelir bu şehre
yokluğunun diyeti çok ağırdır sevgili…
İlker PAMUKÇU/09
Lisan-ı Hal: Hal dili. Bir şeyin görünüşü ile bir mana ifade etmesi
Serkeş: Kafa tutan, başkaldıran
Mütecaviz: Saldırgan, sataşkan
Koyak: Vadi, çukur
Fütursuz: Çekinmez, umursamaz
Mabet: *mecaz* Özel bir konuda, sevgi ve saygı ile bağlanmanın ortaya konulduğu yer, tapınak.
Diyet: Kefaret
Meyletmek: *Mecaz* Gönül vermek
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder