7.2.09

Sensizliğimde



Yüzüm sana dönük dışarısı kar
Yeni sabaha uyanırken şehir
Kanat kanat seferde bütün martılar
Araladığım pencereden odaya dolan
Yüzümü yırtarcasına çelik bir rüzgâr
Dün geceden kalma her yanım
Masamda,sana dair son şiirimden yarım mısralar

Birazdan kalabalığına karışacağım
Kim bilir kaç defa tekrarlandı bu döngü
Mıh gibi çakıyorum köşe başlarını gözlerime
Kendime münhasır sessizliğimde kirpiklerim üşüyor
Buzdan sarkaçlı tavan arası fareleri gülüyor halime

Hep uzun muydu?
Yoksa zaman yanılsamasının aynasına mı takıldı yollar?
Artık düşünmüyorum

...Ver oradan bir Cumhuriyet şevki efendi
...Hadi çabuk ol!
Bak yine kaçıracağım ve koşturacağım peşinden son otobüsün
Belki bu defa yürümek iyi gelecek
Tipinin kırbacı suratımdayken

Ağaçlar,çöp konteynerleri
Tren garındaki dilenci Nevzat
Beyaza teslim boylu boyunca
Sessizlik seni andırıyor
Soğuk taşından öpmeye geliyorum ey yar!

Vapur düdükleri yırtar birazdan Haydarpaşa\'yı
Yine taze simit getirmiştir Tahsin amca
Muhtemelen de yine bağırıyordur;
Hadi üçü beş kuruş,beşi bir para
İlk çayı beleş nasıl olsa, sohbeti de cabası
Ne çok severdi seni!

Biliyor musun?
Epey oldu çetelesini tutmuyorum
Bu alışılageldik seyahatimin
Kaç mevsim devirdim sensiz,sessiz
Sahi mühür gözlüm;
Başucundayken beni görüyor musun?

Hem laf aramızda sevdiğim
Bugün eskisine nazaran epeyce mecalsizim
İstanbul o eski İstanbul değil zaten
Aklım her geçen gün biraz daha firar eğiliminde
Beni de alsaydın ya sonsuzluğa giderken..
Bekle sevdiğim bekle
Soğuk taşından öpmeye geliyor bu yorgun beden...

İlker PAMUKÇU
28/12/2007

Hiç yorum yok: