
Marmara’nın turkuaz yeşili sularında
Heybeli’ye çevirmişken rotamı
Son haline ilişti gözlerim
Kulağımda sabah ezanı
Dolgu sahilini taradı önce
Marina inşaatını teğet geçip
Emektar deniz fenerini aradı,
Bulamadı
Gökdelen, otel, fuar merkezi
Ve dahası bir sürü hengâme
Anlayacağınız her yer gri’ye dönmüş
Uçsuz bucaksız bir beton yığını
Eskiden bu saatte sadece
Ankara yataklısının o tiz çığlığı
Sabaha günaydın diyen martı sesleri
Birkaç balıkçı motoru tıkırtısı vardı
Ne arada kaybolmuşlar hayret?
Ailemle gidebildiğim çay bahçeleri
Çiçekler içindeki çocuk parkları?
O günlerde televizyon tek kanal
Fotoğraflar siyah beyazdı
Ya şu yeni ama şekilsiz
Kimden ithal belirsiz
Kazulet şehir hatları arabalısı
Eski modelinin nesi vardı?
Tahta iskelesinde balık tutmayı
Sarı kayasında kulaç atmayı
Denize sıfır meyhanelerinde kafa bir dünya
Aşk şiirleri yazmayı özledim
Babamdan gizli gittiğim
Yazlık sinemayı da yıkmışlar
Frigo, çekirdek, gazoz bir yana
Eski Türk filmleri nasıl sarardı
Ah Pendik ah!
Doğduğum, büyüdüğüm kutsal toprak
Bir gün beyaz mermerimi dikecekler ya bağrına
İşte o gün
Gevreğimi mütemadiyen bölüştüğüm
Birkaç martıdan başka ağlayanım da olmayacak.
İlker PAMUKÇU/08
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder