
Giyotin altında kana boyanır kundak
Kalem kâğıt cengidir akıbeti muallak
Sırdan yansır bedeni döşünde kanlı bıçak
Deliktir hep cepkenler kelimelerse kaçak
Yuvarlanır dilinden eteğine beyazın
Kapısındadır kalem zihin aralığının
Sevdalıysa mürekkep sevişecek kâğıtla
Yoksa şair hep gebe doğum başka bahara
Ağarır saç telleri ellerinde miadın
Gece yırtar yüzünü kucağında siyahın
O an
O meşum an
Yalnızlık tek sevdalın
Sessiz duruşlarda kalem uykusunda zat
Zorlar ama geçemez
Pek çetindir kahpe hat
Sabahına uzanır yorgun beden devranın
Arzular gözlerinden öpmeyi yitik uykularının
Öze giderken durakları es geçmez
Zira ölüm yakasındadır nöbetini sektirmez
Böler inzivasını özlenen düş perisi
Getirmiştir nihayet firari dizeleri
Şairin gözlerinden azledildiğinde nâr
Zamanın rahminden yeni bir şiir doğar
Sıkılmış yumrukları lağvetmeye meyleder
Yenidoğan üşenmez anasını kundaklar
Delemezken zihninin çeperlerini kimi
Çıkarır iğne deliğinden ustası bebeğini
Devşirir neyi varsa yamalı heybesinde
Keser göbek bağını tek kalem darbesiyle
Asar evrenin sonsuz kalabalığına
Yorgun gülüşlerini mimler bakir kağıda
İlker PAMUKÇU/07 İstanbul
Yorum yap
Yorum yaz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder