
Uykum kederime mağlup
Tanyeri kızılı gelinliği Kızkulesi'nin
Etekleri yine yakamoz yakamoz
Kaç sabah düğününe şahittik
Şimdi gölgene hasret tenim
Hani üşür de sokulurdun ;
__"Isıtsana beni" derdin
Kedi yavrusu masumluğu yüzünle
Yıldız kaydırırdık Üsküdar'da
Yoksun!
Gözlerinin mavisinde değil artık marmara
Eskiden olsa anlardım dilinden
Çözülmüyor dalgaların senfonisi
Dahası dertleştiğim martılar firarda
Gelsen yine yâr!
Öpse gözlerin gözlerimi
Hissetsem kokunu ki, misk-i amber
Fısıldasa bildik melodisini mavi
Girse geldiği kuytuya hüzünbaz keder
Yoksun!
Adımlarını özleyen toprak kurak
Sana gebe bin ölü sessizliğinde sabahlar
Saçlarında eğleşen meltemler yetim
Cansızım, ıssızım
İçime yağıyor son yağmurlar
Söküyor şakaklarımdan mührünü gece
Belirirken silüeti karşımda mağrur
Sevdiğimi bağrında saklayan değil misin?
Sen ki, onsuz bir hiçsin
Kanmam endamına köhne İstanbul!
Susmalıyım şimdi;
İnletse de paslı çiviler
Sabitlenmeli çeneme dilim
Sabrın dikenli tacı konmalı
Adı bilinmedik küfürler üretmemeli beynim
Yalnızken şahitliği hükümsüz madem
Gözkapaklarımı bedenime dikmeliyim
Ve unutmalıyım bildiğim tüm lisanları
Ta ki, toprak kokusu sinene kadar
Sensiz suretim ,zihnimin darağacında sallanmalı .
İlker PAMUKÇU
Ocak/2008 İstanbul
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder