
Hiç kimselerle paylaşamadım
Anlayamazlardı bendeki seni
Zaten bilseler şaşırırlardı
Gözyaşlarıma hapsettiğim ümitlerimi
Yaşam bir düet biliyorum
Ölüm doğum arası ince bir çizgi
Yürümesi zor
Taşırmadan sınırdan yalnızlığın gölgesini
Zümrüt-ü Anka aramak değildi derdim
Derdim kırlangıç kanadı seyahati
İnanmıyorlar
Gözlerim her bahar zemheri
Yoksun ya işte bundandır
Hayat değirmeninin çarklarında gönüllü ufalanmam
Milim ilerlemezken zaman
Tanıyamaz oldum sırlı camda suretimi
Aslı’m yok!
Hasret denilen en uzun yol
Göremediler
Tam da ortasında durduğumu
Hem bilseler ne değişirdi
Yeni koşacakken yorulduğumu
Ezip geçtiler
Durmaya meyilli değildiler
Zulmün freni icat edilmemişti
Boşluğa çarpıyorum metruk zihnimi
Kan revanım
Gözlerim giyerken gece siyahı entarisini
Dilim kekremsi kızılcık şerbeti rengi
Takvimden Eylül'ü çıkardım
Kederimden eksilen bir şey olmadı
Oysa
Sona ermeliydi acının cengi
Kahretsin!
Tek avazda döksem ya hüznü denize
Kurtarabilsem keşke benden gölgemi
Çıplaklığıma gökkuşağını sarsam
Silsem bütünlüğü bölen tüm çizgileri
Zor!
Ellerim her dem mecalsiz
Bedenin büründüğü ayrılık sonrası mevsimi
Şimdilerde aklım sebepsiz firarda
İç sesim durmaksızın ezberliyor ismini
İlker PAMUKÇU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder