Bir düş perisineydi yazdıklarım
Her gelen, kendini nimetten saydı
Anlamadılar işin aslını
O peri hiç var olmadı,olmayacaktı
Ne kadar uzak durduysam
O kadar üzerime geldiniz
Sivriydi hem diliniz
Zorladınız bütün kapılarımı
Bazen çizgiyi aştınız
Kırmaya çok yaklaştınız
Yandığım da oldu zira
Kor ateşten kucaktınız
Konuştum olmadı
Sustum olmadı
Anladım, ne çektiysem şairliğimden
Her şey, ördüğüm duvarların inceliğinden
Yağsız urganda sallandırın isterseniz
Sağlam bir duvarcı ustası yollayın ya da
Üşenmeyin, gerinerek yaslanın koltuklarınıza
Varsayın Çin Seddi’ni delen sizdiniz
Dokuz köyden kovun hadi
Bir kibrite bakar işim
Tütersem namerdim
Yakın beni dilerseniz
Buldum en sonunda şeytan tüyümü
Kopartıp attım çok uzağa
Kına sürün şimdi dudağınıza
Hiç olmadığınız kadar şiir/sizsiniz
İlker PAMUKÇU/09
4.6.09
1.6.09
Randevuevi
Her gece yarısı, el ayak çekildikten sonra
aralar penceremin tüllerini
duvarlarda dolaşır bir müddet,
demir kamçıya benzer lanetli nefesi.
koynuma girmeye meyleder
karşı koyamam mütecaviz tavrına
destursuz otururken yatağın başucuna
çırılçıplak ve savunmasızımdır ekseri.
Dur! diyemem, zorlasam da kendimi
ilişirken fütursuzca yılgın koyaklarıma
amansız bir sağanak başlar
yıkar geçer, zihnimin mabedini.
serkeştir lisan-ı hali
hüzün, anıların yedeğinde
acı bir gülümseyişle gelir bu şehre
yokluğunun diyeti çok ağırdır sevgili…
İlker PAMUKÇU/09
Lisan-ı Hal: Hal dili. Bir şeyin görünüşü ile bir mana ifade etmesi
Serkeş: Kafa tutan, başkaldıran
Mütecaviz: Saldırgan, sataşkan
Koyak: Vadi, çukur
Fütursuz: Çekinmez, umursamaz
Mabet: *mecaz* Özel bir konuda, sevgi ve saygı ile bağlanmanın ortaya konulduğu yer, tapınak.
Diyet: Kefaret
Meyletmek: *Mecaz* Gönül vermek
aralar penceremin tüllerini
duvarlarda dolaşır bir müddet,
demir kamçıya benzer lanetli nefesi.
koynuma girmeye meyleder
karşı koyamam mütecaviz tavrına
destursuz otururken yatağın başucuna
çırılçıplak ve savunmasızımdır ekseri.
Dur! diyemem, zorlasam da kendimi
ilişirken fütursuzca yılgın koyaklarıma
amansız bir sağanak başlar
yıkar geçer, zihnimin mabedini.
serkeştir lisan-ı hali
hüzün, anıların yedeğinde
acı bir gülümseyişle gelir bu şehre
yokluğunun diyeti çok ağırdır sevgili…
İlker PAMUKÇU/09
Lisan-ı Hal: Hal dili. Bir şeyin görünüşü ile bir mana ifade etmesi
Serkeş: Kafa tutan, başkaldıran
Mütecaviz: Saldırgan, sataşkan
Koyak: Vadi, çukur
Fütursuz: Çekinmez, umursamaz
Mabet: *mecaz* Özel bir konuda, sevgi ve saygı ile bağlanmanın ortaya konulduğu yer, tapınak.
Diyet: Kefaret
Meyletmek: *Mecaz* Gönül vermek
23.5.09
Yekûn
Hey! Eskici
Dur bekle biraz çekip kenara
Al şu kalemi kâğıdı, hesapla
Rezil gecelerde biriktirdiğim
Hüznüm var bolca
Beş para etmez bilirim ama
Sen bak bakalım ne çekecek dara
Taşır mı sahi
Bunca kederi senin şu köhne araba?
Bir tutam tebessüm ver
Neşe ver bana yekûnu tutarınca
Yalancıktan da olsa
Yok mu?...
Mandal ver öyleyse yine
Mutluluk maskemi tutturacağım suratıma...
İlker PAMUKÇU
Dur bekle biraz çekip kenara
Al şu kalemi kâğıdı, hesapla
Rezil gecelerde biriktirdiğim
Hüznüm var bolca
Beş para etmez bilirim ama
Sen bak bakalım ne çekecek dara
Taşır mı sahi
Bunca kederi senin şu köhne araba?
Bir tutam tebessüm ver
Neşe ver bana yekûnu tutarınca
Yalancıktan da olsa
Yok mu?...
Mandal ver öyleyse yine
Mutluluk maskemi tutturacağım suratıma...
İlker PAMUKÇU
Aşk Siyahtır Aslında-IV
Esip geçiyor bu kör saatte
kokunu getirmeyen rüzgâr yanımdan
yelkeni yırtılmış tekne gibiyim
öylece duruyorum kıpırdamadan
“Tek saniye ilerlemiyor zaman”
yağmur en tatlı buse
usulca yanaklarıma konan
hüznün otağı zihnim
ilerliyor sisler altından
“Ah! Yâr, ölmeden son bir kez sesine dokunsam”
lisan-ı halim tarifsiz bu gece
ömrümün son demi acıdan talan
can kesiği mahzun yüreğim
düşlerim eskisinden daha kırılgan
“Yokluğunda yarımım,tamamlanamam ”
sessizlik kuşları yorgun pervane
kanat kanat dudaklarıma ram
kırk kilit altında adımlarım
zerre kanım akmıyor damarlarımdan
“Gök yarıldı yarılacak sus orucumdan ”
acı çöreklenmiş sinsice
kedere teslim bende hüsnü zan
yine firari gülüşlerim
tunçtan gözyaşlarım dökülür yuvalarından
”Ah! Yâr, ölmeden son bir kez yine sarılsam”
gündüze dönerken damlarda gece
odam bana benzemiş darmadağın
bitap düşmüş ellerim
sayfalar dolusu yok ayazından
“Oysa eskiden terennüm ederek geçerdi martılar mısralarımdan”
tek satırlık saltanatım vardı
mührünü açamadığım dudaklarında
döksem kederimi umman almazdı
suretim yansımaz sırlı camlardan.
İlker PAMUKÇU
kokunu getirmeyen rüzgâr yanımdan
yelkeni yırtılmış tekne gibiyim
öylece duruyorum kıpırdamadan
“Tek saniye ilerlemiyor zaman”
yağmur en tatlı buse
usulca yanaklarıma konan
hüznün otağı zihnim
ilerliyor sisler altından
“Ah! Yâr, ölmeden son bir kez sesine dokunsam”
lisan-ı halim tarifsiz bu gece
ömrümün son demi acıdan talan
can kesiği mahzun yüreğim
düşlerim eskisinden daha kırılgan
“Yokluğunda yarımım,tamamlanamam ”
sessizlik kuşları yorgun pervane
kanat kanat dudaklarıma ram
kırk kilit altında adımlarım
zerre kanım akmıyor damarlarımdan
“Gök yarıldı yarılacak sus orucumdan ”
acı çöreklenmiş sinsice
kedere teslim bende hüsnü zan
yine firari gülüşlerim
tunçtan gözyaşlarım dökülür yuvalarından
”Ah! Yâr, ölmeden son bir kez yine sarılsam”
gündüze dönerken damlarda gece
odam bana benzemiş darmadağın
bitap düşmüş ellerim
sayfalar dolusu yok ayazından
“Oysa eskiden terennüm ederek geçerdi martılar mısralarımdan”
tek satırlık saltanatım vardı
mührünü açamadığım dudaklarında
döksem kederimi umman almazdı
suretim yansımaz sırlı camlardan.
İlker PAMUKÇU
20.5.09
Şiirlerim Var Bir Simit Parasına
Omzunda eskimiş deri çantası
Her kuşluk vakti
Ağır aksak adımlardı sokağı
Fırıncı Ziya’dan ilk simitleri
Büfeci Sefa’dan sabah postasını alırdı
Kıstırırken gazeteyi koltuk altına
Kaldırıp başını tebüssümle bakardı
Geçen mayıs geçmedi bir sabah
Öğlen üzeri verildi salası
Son vasiyetiydi bana şair İsmet’in
Aynı yerde açıyorum tezgâhını
Buyurunuz efendim!
Bir simit parasına şiirlerim var
Martılar aç,insanlar sevgisiz kalmamalı.
*Yaşam dediğin bir tebessümden ibarettir,koşulsuz sevmektir aslolan.Şiir sevgidir,aşktır."
Her kuşluk vakti
Ağır aksak adımlardı sokağı
Fırıncı Ziya’dan ilk simitleri
Büfeci Sefa’dan sabah postasını alırdı
Kıstırırken gazeteyi koltuk altına
Kaldırıp başını tebüssümle bakardı
Geçen mayıs geçmedi bir sabah
Öğlen üzeri verildi salası
Son vasiyetiydi bana şair İsmet’in
Aynı yerde açıyorum tezgâhını
Buyurunuz efendim!
Bir simit parasına şiirlerim var
Martılar aç,insanlar sevgisiz kalmamalı.
*Yaşam dediğin bir tebessümden ibarettir,koşulsuz sevmektir aslolan.Şiir sevgidir,aşktır."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)